Berlin bu kadar renkli ve heyecanli bir sehir olunca, bende de farkli aktivitelere olan merak cig gibi büyüyor . Son zamanlarda da, kano-kürek hevesim ortaya cikti :) Havanin da idare eder olmasini firsat bilip, bir pazar günü Michael ile kano kiralamaya karar verdik. Treptower Parktaki Abteibrücke'nin hemen altinda bir mekandan kanoyu aldik. Iki kisi 4 saatligine 30 euro tuttu, öyle cok pahali degil. Can yeleklerimizi giyip, telefon ve cantalarimizi özel su gecirmez bir kaba koyduktan sonra kisa süreli bir egitime tabi tutulduk. :) Kanoda nasil oturmamiz ve küregi ne sekilde hareket ettirmemiz konusunda ufak bir kac sey söylendikten sonra start aldik . Hedefimiz, Treptower Park'tan Warschauer Strasse istikametine devam edip Neukölln - Kreuzberg civarlarina gitmekti, ki öyle de oldu. Treptower Park - Warschauer Str. sbahn duraklari arasindaki kisimda nehir daraldigi icin normalden fazla akinti oluyor. Bu kisimda kanoyu düze getirmekte az zorlansak da sonraki kisimlarda süper ilerledik :) Özellikle ic kesimlerdeki kanallarda su daha bi durgunlasti ve cok daha rahat kürek cektik. Neukölln iclerinde devam ederken, eski yasadigim yere cok yaklastigimizi fark ettik, artik tanidik mekanlardaydik :D Öyle ki , molamizi, daha önce de pek cok defa ziyaret ettigimiz, kanal kenarindaki bir Türk restauraninda verdik :) Kasarli sucuklu tostlari mideye götürdük oooh :D Bira da eksik olmaz tabi :) Az biraz dinlendikten sonra ayni rotayi izleyerek gerisin geri nehire dogru kürek salladik. Görlitzer Parktaki rahat tiplerin sempatisini kazandik. Aileleriyle gezinen ufak cocuklar da el sallayip durdular :D Biz de celebrity havasinda Treptower Park'a dogru engin kanallari asmaya devam ettik. Vardigimizda zamanlamamiz süperdi, ne gec ne de erken :) Bize kanoyu kiralayan adam da hikayemizden etkilenmise benziyordu. Bizde de güzel bir aktivite yapmis olmanin tatli yorgunlugu vardi...Son olarak: Cok memnun kaldigim ve herkese tavsiye edecegim bir deneyim :)
2 Eylül 2013 Pazartesi
28 Temmuz 2013 Pazar
O göl senin bu göl benim...
Uzun süre ekrana bakip ne yazacagimi hatirlayamadim. Aslinda yazacak anlatacak o kadar cok sey var ki, hangisiyle baslicam bilmiyorum. Ama ilk olarak yazin ve Berlin'in üzerimdeki etkilerinden baslayabilirim. Yazin gelmesiyle ve de isle olan baglarimi ufak ufak koparmaya baslamamla birlikte, kendimi daha cok gezip tozmaya ve kitap okuyup dinlenmeye adadim. Her güne bir aktivite sigdirma cabasi icindeyim. Örnegin, bu haftasonum, barbecue partisi ve göl maceralariyla gecti. Gölde yüzmek, denizle karsilastirildiginda, attan inip esege binmek gibi bir sey. Yani mecburiyetten olmasa hic girmem, isim olmaz. Yine sahili, kumsali varsa güneslenmek icin kullanirim ama cogunda yüzmek halen itici geliyor, ki su ana kadar en az 6-7 kere göle girmisligim var. Bugün Müggelsee denen göle gittik, Alman bir is arkadasim cok güzel oldugunu söylemisti, ben de inandim aldandim. Sahili yine idare ederdi ama su acayip pisti ve normal bir derinlikte yüzmek icin bir hayli caba sarfetmek gerekti. Su ana kadarki favori gölüm: Schlachtensee. Onun da plaji yok ama su mis... Havuzda yüzüyormus gibi hissettim kendimi. Bunlarin haricinde girdigim diger bir göl de Wannsee. Hatta en cok onda yüzmüsümdür. Plaji hos, etrafinda da su kayagindan tutun bot kiralamaya kadar pek cok aktivite var. Ama biraz fazla posh ve suyu pis.
Baska gölleri de deneyecegim sirayla, eger havalar bozmazsa :P
22 Temmuz 2013 Pazartesi
You know it is summer when...
-Berlin'de sonunda pencereleri acabiliyorsan.
-Gün bitmek bilmiyorsa.
-Istanbul'a döndügünde otobüsler les gibi kokuyorsa.
-Her yerde mangal partileri yapiliyorsa.
-Canin hic calismak istemiyorsa.
-Gölde yüzmeye katlanabiliyorsan.
-Corap giymiyorsan.
-Türkiye'ye ucak biletleri feci pahalilasmissa.
-Etraftaki ecnebiler domates gibi kizariyorsa.
-Karpuz yiyorsan.
-Suyu buzdoolabina koyuyorsan.
-Her bikini giydiginde kilo vermeyi diliyorsan.
-Ayaklarina oje sürüyorsan.
-Gökyüzündeki tüm yildizlari secebiliyorsan.
-Disarda uyuyabiliyorsan.
-Yüzünde tebessümler aciyorsa.
Yaz gelmis demektir !!!
-Gün bitmek bilmiyorsa.
-Istanbul'a döndügünde otobüsler les gibi kokuyorsa.
-Her yerde mangal partileri yapiliyorsa.
-Canin hic calismak istemiyorsa.
-Gölde yüzmeye katlanabiliyorsan.
-Corap giymiyorsan.
-Türkiye'ye ucak biletleri feci pahalilasmissa.
-Etraftaki ecnebiler domates gibi kizariyorsa.
-Karpuz yiyorsan.
-Suyu buzdoolabina koyuyorsan.
-Her bikini giydiginde kilo vermeyi diliyorsan.
-Ayaklarina oje sürüyorsan.
-Gökyüzündeki tüm yildizlari secebiliyorsan.
-Disarda uyuyabiliyorsan.
-Yüzünde tebessümler aciyorsa.
Yaz gelmis demektir !!!
14 Mayıs 2013 Salı
Almanya'da Türk yemegi pisirme cabalari !
Su anda mutfakla baya hasir nesir olan kiz arkadaslarimin "aaa cabalayacak ne var, gayet basit bi sey yani" dediklerini duyar gibi oluyorum. Ama sanirim birbirine neden sonuc iliskisiyle bagli iki hususu unutuyorlar. 1- Her insan mutfakta usta olmayabilir ve de farzedelim ki daha önce denemedigi bi yemegi pisirecek, yemegin tarifine bakmasi lazim. 2- Tarifler genelde Türkiye'deki sebze meyve boyutlarina göre yazilmis. Almanya'da buna uygun yiyecegi nerden bulcam ? Türk marketlerinden bir kaci insani boyutlarda sebze satisi yapmiyor degil, Türkiye'den getiriyolar öle. Ama onunla da kim ugrasacak, ben her zaman evime en yakin olan marketi kullaniyorum ve devasa boyutlardaki sebzeleri satin almak durumunda kaliyorum.
Türlü tarifi yazmis kadinin biri: 2 patlican, 2 kabak, 2 patates...
Yahu burada bunlardan kullansam 10 kisiyi doyururum be. O yüzden ben genelde bir* tane alip(*Almanya'da bu islerin kilo usulü olmamasina bayiliyorum), yarisini kullaniyorum :) (Laf aramizda diger yarisini kullanmayi genellikle hatirlamiyorum ve maalesef cöpe gidiyor :(
Genelde domateslerin en kücüklerinden almaya dikkat ediyorum. Kücük olunca daha tatli olur gibi bir ütopya var kafamda.
Sarimsak dedigin feci pahali. Halen, vakti zamaninda annemin bavuluma sikistirdigi sarimsaklari kullaniyorum :)
Tüm bu malzemeleri bir güzel kavurup, karistirdiktan sonra suyumuzu da döküyoruz ve hoooop yemegimiz hazir :):)
Tam da tarife uygun oldu aslinda, bir kac gün pilavla filan iyi gider bu.
Hadi afiyet olsun bol hormonlu yemegimiz :)
10 Mayıs 2013 Cuma
bu sarkiyi severek dinliyorum :)
Of Montreal - Oslo in the Summertime
Oslo in the summertime; nobody can fall asleep, staring out the window from my bed.
At 4 A.M., the sun is up. Look, the sky is peppered with sea birds and with crows all cackling.
Up in treten Heimdalsgate, me and Nina making fun of footballers in Rudolf Nilsen Plass.
I practice my Norwegian on poor befuddled waitresses, who shake their heads completely at a loss.
Oslo in the summertime -- the streets are strangely quiet 'cause everyone's away on holiday.
Oslo in the summertime; Pakistani children play locked inside of the courtyard all day.
Pretty people everywhere, sun-lamp tans and flaxen hair -- just tell the American not to stare.
Oslo in the summertime; nobody can fall asleep, staring out the window from my bed.
At 4 A.M., the sun is up. Look, the sky is peppered with sea birds and with crows all cackling.
Up in treten Heimdalsgate, me and Nina making fun of footballers in Rudolf Nilsen Plass.
I practice my Norwegian on poor befuddled waitresses, who shake their heads completely at a loss.
Oslo in the summertime -- the streets are strangely quiet 'cause everyone's away on holiday.
Oslo in the summertime; Pakistani children play locked inside of the courtyard all day.
Pretty people everywhere, sun-lamp tans and flaxen hair -- just tell the American not to stare.
6 Mayıs 2013 Pazartesi
Güzel bir pazar günü
Burada pazar günleri Istanbul'dakinden ya da acayip metropolit baska bir sehirden farkli olarak alisveris merkezleri ve kalabalik icinde degil de huzur arayisi icerisinde geciyor. Ben de bu hayat sekline adapte oldum ve koca pazar gününü nehir kenarinda cimlere uzanip kitap okuyarak gecirdim :) havanin güzelliginin de bu duruma etkisi yok deil tabi. Erkek arkadasimla gitmistik bu mekana ama daha sonra mac izlemek istedigini söyledi, ben de bu güzelim havada iceri kapanip bir seyler izlemenin sacma oldugunu söyledim :) Neyse sonuc olarak ikimiz de kendi yolumuza gittik. etrafi gözetliyip, yilin kisitli zamanlarinda günese sahip olabilen kuzeylilerin nasi aktiviteler yaptiklarini inceledim. Genellikle botlarinda, yatlarinda takiliyorlar :) Tüm aileyi toplayip, cocuklarini da güvertede kucaklarina alip günesin ve nehrin tadini cikariyorlar :) Benim gibi cimlerde uzanan bir grup genclik kendi caplarinda muzik calip dans ederken, bazilari da frizbiyle oynuyor. Önümden bisikletli pek cok insan geciyor ve hava 20 derece olsa bile t-shirt ünü üstünden cikarmis gencler görüyorum :) Etrafta bos siseleri toplayan bir kac evsiz adam takiliyor gözüme. Tiplerinden az tirsar gibi oluyorum ama Alamanyanin ne kadar güvenli bir memleket oldugunu bir kez daha hatirlayip kitabima gömülüyorum :) Dakikalar birbirini kovaliyor ve ben de artik bir seyler yeme-icme hissiyati doguyor :) Ingiliz arkadasim Ann'e nerde oldugunu, neler yaptigini soruyorum, o da beni biergarden a davet ediyor. Mcdonalds'tan aldigim "pommes"ler(Almanca:patates kizartmasi) ile Prenzlauer Berg'e dogru yol aliyorum :) Birkac bira caktiktan sonra da yakinlardaki Yunan restauranina gitmek istiyorum ve Michael'i da sürükleyip gidiyorum :) Ben "bifteki "(bildiginiz biftek!) siparis ediyorum, Michael da sardalya :) Her daim yanimizda ouzo shotlarimizi tazelemek üzere Yunan garsonlar bitiyor :) Iyice yiyip ictikten sonra artik hem günesin hem de ickilerin agirligi üzerime cöküyor ve taksiyle evin yolunu tutuyorum, perde burda iniyor haliyle:P :) Iste sakin ama zevkli bir pazar gününden aklima takilanlar bunlar...
21 Nisan 2013 Pazar
dogruya dogru :)
Dünya üzerinde hemen hemen her milletle anlasabilecek bir insanim ama yurdum insaninin ve arkadasliklarinin esi benzeri yok ! Istanbul'a olan ziyaretlerimde bu düsünce daha da pekisiyor ve ne kadar sansli olduguma inanmama sebep oluyor :) Bazen icimizde anlasmazliklar yasasak da yine de bizi en cok kendimiz anlariz ;)
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)



